<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kaynama Noktası &#187; ingiliz</title>
	<atom:link href="http://www.kaynamanoktasi.com/konu/ingiliz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kaynamanoktasi.com</link>
	<description>Ateşe Körükle Gidenler</description>
	<lastBuildDate>Mon, 19 Jul 2010 10:17:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Ermeni doktorlar 15 bin Türk’ü kör etti</title>
		<link>http://www.kaynamanoktasi.com/ermeni-doktorlar-15-bin-turk%e2%80%99u-kor-etti/</link>
		<comments>http://www.kaynamanoktasi.com/ermeni-doktorlar-15-bin-turk%e2%80%99u-kor-etti/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 12:47:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Jawussjan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[esir]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[ingiliz]]></category>
		<category><![CDATA[işkence]]></category>
		<category><![CDATA[kör]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[savaş suçu]]></category>
		<category><![CDATA[soykırım]]></category>
		<category><![CDATA[türk askeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaynamanoktasi.com/?p=943</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı’nın son dönemlerinde Arabistan cephesinde İngilizlere esir düşen 150 bin Türk askerinden 15 bininin, Mısır’da kurulan esir kamplarında, Ermeni doktorlarca “fenni temizlik” bahanesiyle “cerasol” (kimyasal madde) katkılı su tanklarında zorla banyo yaptırılarak gözlerinin kör edildiği ortaya çıktı. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TÜM dünyayı sözde <a href="http://www.kaynamanoktasi.com/konu/soykirim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with soykırım">soykırım</a> yalanına inandırmak için her yolu deneyen Ermenilerin vahşetlere tarihin sayfalarında belgeleriyle yerini alıyor. Arabistan cephesinde İngilizlere <a href="http://www.kaynamanoktasi.com/konu/esir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with esir">esir</a> düşen 150 bin Türk askerinden 15 bini, Mısır’da kurulan <a href="http://www.kaynamanoktasi.com/konu/esir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with esir">esir</a> kamplarında, <a href="http://www.kaynamanoktasi.com/konu/ermeni/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ermeni">Ermeni</a> doktorlarca ’fenni temizlik’ bahanesiyle su tanklarında zorla banyo yaptırılarak <a href="http://www.kaynamanoktasi.com/konu/kor/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kör">kör</a> edildi. İnsanlık dışı olayı İngiliz arşivinde de belgeleyen tarihçi Cezmi Yurtsever, TBMM’ye “Bu vahşeti dünyaya anlatın” çağrısı yaptı.</p>
<p><strong>Ermeni doktorlar, 15 bin Türk’ün gözünü kör etti</strong><br />
1917’de İngilizlere esir düşen Türk askerlerinden 15 bininin, Mısır’daki esir kamplarında ’fenni temizlik’ bahanesiyle kimyasal madde konulmuş su tanklarında zorla banyo yaptırılarak kör edildiği belgelendi</p>
<p>Osmanlı’nın son dönemlerinde Arabistan cephesinde İngilizlere esir düşen 150 bin Türk askerinden 15 bininin, Mısır’da kurulan esir kamplarında, Ermeni doktorlarca “fenni temizlik” bahanesiyle “cerasol” (kimyasal madde) katkılı su tanklarında zorla banyo yaptırılarak gözlerinin kör edildiği ortaya çıktı. Tarihçi Cezmi Yurtsever, “Toroslar’da Görüşürüz” isimli kitabını hazırlarken, Adana’nın Karaisalı ilçesinin tarihini araştırdığı sırada, 1917 yılında Osmanlı ordusunda teğmen olarak görev yapan Hasan isimli bir askerin “Kara Bomba” müfrezesini kurup Toros geçitlerinde düşman güçleri ile ölümüne mücadele ettiğini öğrendiğini ifade ederek şöyle dedi: “Teğmen Hasan, <a href="http://www.kaynamanoktasi.com/konu/savas/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with savaş">savaş</a> ortamında, Arabistan çöllerinde ve Filistin cephesinde iken giydiği başörtüsünü hiç çıkarmamıştı. Ve de omuzunda kurşun yarası vardı. Arkadaşlarının da hemen hepsinin vücutları kurşun ve bomba izleri ile delik deşikti. Hasan ve arkadaşlarının Filistin’den Çukurova’ya, Karaisalı dağlarına uzanan kahramanlık destanlarını konu edinen ’Toroslar’da Görüşürüz” isimli kitabı gözyaşları dökerek yazdım.  Teğmen Hasan’ın yaşadıklarının izini sürdüğünde korkunç gerçeklerle karşılaştığını belirten Yurtsever, şunları anlattı:<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>Esir kampları kuruldu<br />
</strong> “1917 yılı Kasım ayı başlarında Osmanlı ordusunun Gazze-Birüssebi Savaşı’nda savunma hatları harita ve fotoğraflarının casuslar tarafından düşman tarafına verilmesi sonucu ağır bir yenilgi alındı. 13 bin <a href="http://www.kaynamanoktasi.com/konu/turk-askeri/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türk askeri">Türk askeri</a> hayatını kaybetti. 12 bin civarında da esir vardı. Osmanlı ordusundan yenilgiler ve bozgun sonrasında Arabistan cephesinde 150 bin <a href="http://www.kaynamanoktasi.com/konu/asker/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with asker">asker</a> İngilizlere esir düşmüştü. Ve Türk askerleri için Mısır’da esir kampları kuruldu. Geçtiğimiz günlerde Türk Tarih Kurumu arşivinde bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 27 Mayıs 1921 tarihli oturum zabıtları belgelerini okudum. Edirne mebusları Faik ve Şeref beylerin Atatürk’e sundukları ’görüşme konusu’(takrir) belgesinde, Mısır’da sonuçlandırılan İngilizlerin ’fenni temizlik’bahanesiyle miktarından fazla ’cerasol’banyosuna sokarak gözlerini kör ettikleri 15 bin evladı kobay olarak kullandıkları, bu cinayetin failleri olan Ermeni ve İngiliz tabipleriyle garnizon kumandan ve zabitlerinin de cezalandırılmasını isteriz’sözleri yazılıydı.”<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>Savaş suçudur</strong><br />
Ünlü tarihçi, şöyle devam etti: “İnsanlık tarihinde bir eşi duyulmamış böyle bir olay, 15 bin Türk askerinin ’cerasol’ katkılı banyolarda gözleri kör edilerek en hayati fonksiyonlarını kaybetmeleri ’<a href="http://www.kaynamanoktasi.com/konu/savas-sucu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with savaş suçu">savaş suçu</a>’ olduğu kadar insanlık onurunu ayaklar altına alan vahşi bir uygulamaydı. Konuyu gündeme getiren milletvekilleri olay öncesi işgal İstanbul’unda cadde ve sokaklarda birbirine tutunarak yürümeye çalışan çok sayıda esir kamplarından gelme askerin perişan halini görmüşlerdi. Aynı manzara Anadolu’nun her yerinde de yaşanıyordu.” (İHA)</p>
<p><strong>İngiltere ve Avustralya özür dilemeli</strong><br />
Tarihçi Cezmi Yurtsever, olayın farklı boyutlarını Avustralya ve İngiltere savaş arşivlerinden de araştırdığını ifade ederek şunları söyledi: “Arşivde, ’JO1208’kod numaralı Türk askerlerinin Mısır’da kırbaçlı kasketli düşman görevliler karşısında çırılçıplak bir halde ’cerasol’karıştırılmış su tanklarında zorla banyo yaptırılma fotoğrafına ulaştım. İngiltere arşivlerinde bulunan Mısır’daki esir Türk askerleri tutanak ve belgelerinde Heliopolis esir kampının sorumluları Arsen Kohoren ve Leon Samuel adındaki doktorlardı. Sidi Beşir kampından sorumlu doktor da Osmanlı ordusunda görevli iken bir şekilde düşman safına geçen Halepli ve Ermeni asıllı bir doktordu. Ve bütün bilgiler, dünya tarihinde eşi görülmemiş ’cerasol’ katkılı su tanklarında zorla banyo yaptırarak, kitle halinde askerlerin gözlerini kör etme olayında savaş suçu sorumlularının Ermeni asıllı doktorlar olduğunu gösteriyor. Bir şekilde Mondros Anlaşması’na göre Osmanlı ve karşı taraf arasında esirlerin serbest bırakılması maddesi yer alıyordu. Ancak Osmanlı askerlerinin Anadolu’daki Milli Mücadele’de dirençlerini yok etmek için savaş hukuku çiğnenerek kitle halinde Türk askerlerin gözleri kör edildi.”</p>
<p><strong></strong><strong>TBMM gündeme getirmeli</strong><br />
Bağımsız tarihçilerin yapacakları araştırmalar ve bulunacak belgeler ışığında Mısır’daki esir kamplarında yaşanan savaş suçundan dolayı İngiltere ve Avustralya’nın özür dilemesi gerektiğini vurgulayan Yurtsever, TBMM’nin, bu konuyu dünya gündemine getirmesi gerektiğini kaydetti.</p>
<p><strong>İnsanlık dışı bir vahşet!</strong><br />
Tarihçiler, Mısır’daki esir kamlarında yaşanan bu olayı, savaş suçu olduğu kadar, insanlık onurunu ayaklar altına alan bir vahşet olarak niteliyor. İngiltere arşivlerinde bulunan Mısır’daki esir Türk askerleri tutanak ve belgelerinde, Heliopolis esir kampının sorumlularının, Arsen Kohoren ve Leon Samuel adındaki iki doktorun olduğu belirtiliyor.</p>
<p>Kaynak: (<a href="http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=9880" target="_blank">Yeni Çağ</a>)</p>
<img src="http://www.kaynamanoktasi.com/?ak_action=api_record_view&id=943&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaynamanoktasi.com/ermeni-doktorlar-15-bin-turk%e2%80%99u-kor-etti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.kaynamanoktasi.com/wp-content/uploads/banner8-150x150.jpg' length='9931'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.kaynamanoktasi.com/wp-content/uploads/banner8-150x150.jpg' height='116' width='167'/>	</item>
		<item>
		<title>Sultan Vahidettin İstanbul&#8217;dan Kaçtı</title>
		<link>http://www.kaynamanoktasi.com/sultan-vahidettin-istanbuldan-kacti/</link>
		<comments>http://www.kaynamanoktasi.com/sultan-vahidettin-istanbuldan-kacti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 12:27:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uzunkavakdibindeyataruyur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[harrington]]></category>
		<category><![CDATA[ingiliz]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[malaya]]></category>
		<category><![CDATA[sultan]]></category>
		<category><![CDATA[vahdettin]]></category>
		<category><![CDATA[vahidettin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaynamanoktasi.com/?p=906</guid>
		<description><![CDATA[I. Dünya Harbinin galibi sıfatıyle İstanbul'u işgal eden düşmanla işbirliği yaparak, memlekete hıyanet etmiş olan son Osmanlı Padişahı Vahidettin, Anadolu'da zaferden zafere koşarak vatanı baştan başa kurtarıp duran Mustafa Kemal Paşa kumandasındaki milli kuvvetlerin nihayet, İstanbul'a da girmek üzere olduklarını görünce, her hain gibi korkarak kaçmaktan başka kurtuluş çaresi bulamamıştı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazan: K. FERİDUN<br />
17 Kasım 1922 Perşembe günü verdiği kat&#8217;i firar kararını tatbike başlayan <a href="http://www.kaynamanoktasi.com/konu/vahidettin/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with vahidettin">Vahidettin</a>, bu işte de İngilizlere sığınarak, bütün hazırlıklarını tamamlamıştı.<br />
Fakat tam kaçarken yakalnmak ihtimalini de hesaba kattığı için kimseyi, hatta karılarını bile haberdar etmek istememiş ve böylece adeta bir hırsız, cani gibi sıvışıp gitmeyi tasarlamıştı.<br />
18 Kasım Cuma sabaha karşı saat 04:00&#8242;da, Yıldız Sarayı&#8217;ndaki odasında kayınbiraderi Zeki Bey ve başmabeyincisi Yaver Paşa ile beraberinde götüreceği yükte hafif, pahada ağır eşyayı çantalarına yerleştirirken bir İngiliz piyade taburu da, sarayın etrafındaki ağaçların altında, gizlice tertibat almış bulunuyordu.<br />
İstanbul, kurtuluş gününün pek yaklaşmış oluşundan duyduğu tarif edilmez sevinç içinde, derin uykusunda iken, saat tam 07:00&#8242;da, Vahidettin elinde sigarası, arkasında yakası kürklü paltosu, elleri eldivenli bir vaziyette harem dairesindeki odasından ağır ağır çıkarak, merdiven başında durdu.<br />
Burada, kendisi gibi geceyi merak ve heyecan içinde uykusuz geçirmiş olan 4. karısı Fatma Nimet ve birkaç saraylı ile burun buruna geldi.<br />
Bunlar, hiçbir şeyden haberleri olmadığı, yalnız vaziyetin vahamet kesbettiğini bildikleri için, Padişahın bu saatte, mutadı hilafına giyinmiş, sokağa çıkar bir halde oluşuna hayret ve endişe ile bakakalmışlardı.<br />
Vahidettin öksürüğe benzeyen hırıltılı bir sesle:<br />
-Bir müddet için gidiyorum. Hayatınız ve istirahatiniz İngiliz Kumandanlığınca tahtı temine alınmıştır. Merak edecek birşey yok. Allahaısmarladık! diyerek bir gölge gibi ilerledi, adımlarını açtı.<br />
Bu esnada pek sevdiği küçük oğlu Ertığrul da, sırtına kukuletli bir pelerin, ayaklarına lastik potin giydirilmiş, yanına getirilmişti.<br />
Birlikte gelmelerini evvelce kararlaştırmış olduğu kayınbiraderi Zeki Beyle başmabeyincisi Yaver paşadan başka tütüncübaşı Kayserili Şükrü, esvapçıbaşı İbrahim, berberbaşı Küçük İbrahim ve muhasip hayrettin Ağa da bu esnada peşine takılmış bulunuyorlardı.<br />
Maiyetine aldığı doktoru Reşat Paşa, daha evvel, İngiliz zırhlısına gönderilmişti.<br />
Böylece, bir kafile halinde dışarı çıkmak üzere koşarak gelen Mazhar Ağa, birdenbire Padişahın ayaklarına kapanarak:<br />
-Nereye gidiyorsunuz? Beni de bırakmayın! Götürün Allah aşkına! diye yalvarmaya başlayınca, Vahidettin onu da:<br />
-Gel, çabuk ol! diye peşine taktı.<br />
Açılan kapıdan dışarı çıkar çıkmaz, epeydir orada bekleyen, İngiliz kumanadanı General <a href="http://www.kaynamanoktasi.com/konu/harrington/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with harrington">Harrington</a>&#8217;la karşılaştılar.<br />
Harrington, Vahidettin&#8217;i elini sıkarak biraz ötedeki ilk otomobile doğru götürdü.<br />
Hiç sesi çıkmıyor, uykuda yürüyen insanlar gibi, adeta sürükleniyordu.<br />
Yanına oğlu Ertuğrul&#8217;u, karşınına da Yaver Paşa&#8217;yı oturttuktan sonra, biraz kendine gelir gibi olarak, acele hareket edilmesini istedi. Belliydi ki, ani bir baskınla yakalanmaktan hala korkuyordu.<br />
Arkadaki otomobillere de kayınbiraderi Zeki Beyle bendeganı bindiler. Son otomobile, General Harrington kurulmuştu.<br />
Arabalar hızla Tophane yolunu tuttular.<br />
Rıhtıma varır varmaz kendilerini bekleyen İngiliz motörüne bindiler.<br />
Motör de, şahri uyandırmaktan çekiniyormuş gibi, sessizce rıhtımdan ayrıldı ve Kızkulesi açıklarında demirli bulunan İngiliz bandıralı <a href="http://www.kaynamanoktasi.com/konu/malaya/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with malaya">Malaya</a> zırhlısına yanaştı.<br />
Vahidettin, bir korkulu rüyadan uyanır gibi gözlerini açarak; Geldik mi? derken, kazasız belasız İstanbul toprağından uzaklaşabilmiş oluşuna adeta seviniyor gibiydi.<br />
Küpeştede selam duran İngiliz bahriye silahendaz müfrezesinin önünden geçerken, zırhlının sancak direğine de Osmanlı Padişahının son tuğralı bayrağı çekiliyordu.<br />
Vahidettin, kendisine tahsis edilen bir salon, bir yatak odası ve bir banyodan mürekkep hususi kamaraya girer girmez oracıktaki koltuğa çöküp geniş bir nefes aldı. Zaten istim üstünde bekleyen Malaya zırhlısı demirini alarak yoıla revan olurken, İngiliz Filosu kumandanı kamaraya gelerek Vahidettin&#8217;e, Haşmetlü İngiliz Kralı Hazretleri&#8217;ne tebliğ olunacak bir arzusu olup olmadığını sordu.<br />
Vahidettin&#8217;in o anda, can kaygusundan başka hiçbir düşüncesi, endişesi yoktu. Hatta nereye, ne tarafa götürüldüğünü bile bilmiyor, sormak bile hatırına gelmiyordu.<br />
Filo kumandanı:<br />
-Malta&#8217;ya mütevecihen gidiyoruz. Zat-ı Şahaneleri bir müddet sonra Haşmetlü İngiltere Kralı Hazretleri&#8217;nin misafirleri olarak kalacaksınız&#8230; deyince bir anda irkildi.<br />
Malta&#8230; İsmi bile korkunç ada. Bir zamanlar, düşmanı saydığı ittihatçıların sevkedildikleri menfa. Demekki o da, oraya gidiyordu.<br />
Fakat, kime ne diyebilirdi?<br />
Hıyanet ettiği memleketinden, bir cani gibi kaçarken, kimden ne isteyebilirdi=<br />
Başını öne eğerek, düşünceye daldı ve zrıhlı çanakkale&#8217;den çıkıncaya kadar kamarasında, hatta pencereden bakmaktan bile çekinerek kapalı kaldı.<br />
Bütün gece gözlerine uyku girmemiş, hatta yemek bile yiyememişti. Beraberinde aşçı götürmeyi akıl etmediği için, İngiliz mutfağınfa pişen yemekleri de içlerinde domuz eti veya yağı vardır korkusu ile ağzına götüremiyordu.<br />
Sadece tütüncübaşı Kayserili Şükrü&#8217;nün uzattığı altın tabakadan aldığı sigaraları dalgın dalgın içiyor ve ikide bir de içini çekerek:<br />
-Mukadderat, mukadderat böyle imiş Şükrü&#8230; diyordu.<br />
İstanbul&#8217;dan ayrılışlarının 4. günü Malta&#8217;ya vardılar.<br />
Bu esnada, bütün memleket gibi, dünya da 36. Osmanlı Padişahının, ecdadının ruhunu da rencide ederek, memleketinden zelil ve sefil kaçışını, İngilizlerin neşrettikleri şu resmi tebliğden öğrendi:<br />
Zat-ı Hazret-i Padişahı, vaziyeti hazıra münasebetiyle hürriyet ve hayatının tehlikede olduğundan korkarak, bütün Müslümanların Halifesi sıfatiyle İngiltere&#8217;nin himayesini ve İstanbul&#8217;dan derhal dışarı naklini talep etti. Zat-ı Hazret-i Padişahın bu talebi, bu sabah is&#8217;af edildi.<a href="http://www.kaynamanoktasi.com/wp-content/uploads/vahidettin2.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-907" src="http://www.kaynamanoktasi.com/wp-content/uploads/vahidettin2-300x194.jpg" alt="" width="300" height="194" /></a></p>
<img src="http://www.kaynamanoktasi.com/?ak_action=api_record_view&id=906&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaynamanoktasi.com/sultan-vahidettin-istanbuldan-kacti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.kaynamanoktasi.com/wp-content/uploads/vahidettin2-150x150.jpg' length='10297'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.kaynamanoktasi.com/wp-content/uploads/vahidettin2-150x150.jpg' height='116' width='167'/>	</item>
	</channel>
</rss>

