“Üniversitede hayatım boyunca üzerimde İslami simge bulundurmayacağım, sakal bırakmayacağım, başımı örtmeyeceğim” şeklindeki bir sözleşme İlahiyata kayıt yaptırmak isteyen öğrencilere ön şart olarak imzalatılıyor. İmzalamayanın kaydı yapılmıyor.
21. yüzyılda ve Türkiye Avrupa Birliği müzakereleri yaparken Üniversite öğrencisine hem de dini tedrisat yapacak olan, mezun olduğunda imam ve din dersi öğretmeni olacak öğrencilere öyle bir sözleşme imzalatılıyor ki sanki tapulu mal olarak satın alınmak isteniyor. Üniversite hayatım boyunca sakal bırakmayacağıma, başımı örtmeyeceğime, İslami simge bulundurmayacağıma diar iş bu sözleşmeyi yapıyorum. Hayret ve dehşet.
Adı üzerinde İlahiyat Fakültesinde dini eğitim veriliyor. İslami ilimler tahsil ediliyor. Ama ne yazık ki kayıt esnasında imzalatılan belgede İslami sembol ve işaret bulundurmayacağına dair sözleşme yapılıyor. Dünyanın en özgür kesimi olması gereken üniversite öğrencileri resmen köle ve esir muamelesi görüyor. Daha girişte böylesine ipotekli bir senet imzalatılan öğrencilerden nasıl bir cesaret beklenebilir, nasıl bir özgürlük mücadelesi beklenir? Bu resmen milletin dinine hakaret ve alaya almaktan başka bir şey değildir.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul Aydın Üniversitesinde bir benzeri çıkan öğrencilere sözleşme imzalatma hadisesi ne yazık ki Erciyes üniversitesine de sirayet etti. Erciyes Üniversitesi Rektörü atandı ancak değişen de hiçbir şey olmadı. Tam tersine bu kez kayıt esnasında öğrencilere İslami sembol taşımayacağıma dair şeklinde sözleşme imzalatılıyor. Hatta İlahiyat fakültesinde bile. Bir ilahiyat Fakültesi öğrencisi eğer bu belgeyi imzalamazsa bu sözleşmeye imza atmazsa kaydı yapılmıyor. Belgede hiçbir İslami sembol taşımayacağıma, başımı hiçbir zaman örtemeyeceğime, sakal bırakmayacağıma şeklinde cümleler ve ibareler yeralıyor. Üniversitelerimiz sanki cezaevine dönüştürülüyor. Ya da maaşla işçi çalıştıran bazı özel şirketlere dönüşüyor. Patron girişte işçiden açık senet alıyor ya da sözleşme imzalatıyor. Oysa burası bir Üniversite. Bilim yuvası. Herkesin eğitim ve hakkı anayasal hakkıdır. Kimse bir vatandaşın üniversitede okumasına engel olamaz. YÖK Başkanı değişti, rektör değişti ama zihniyet değişmedi. Hatta zihniyet daha da aşırılaşıyor.
Kaynak: Kayseri Gündem










8 Eylül 2008 @ 20:56
Az bile yapmışlar. Okulların bahçesine darağacı kurup imzalamayanları ibret olsun diye sallandırmaları lazım! Kraldan çok kralcılar öldü, yaşasın laikten çok laikçiler!
15 Eylül 2008 @ 14:38
Az bile yapmışlar (!) | cevaben…
http://www.unhchr.ch/udhr/lang/trk.htm