Deniz Feneri Derneği’nin ekran yüzü Uğur Arslan dört kadın arkadaşıyla içki masasında
Deniz Feneri Derneği’nin ekran yüzü Uğur Arslan’ı Kanal 7 ekranlarında ’kimsesizlerin kimi’ olarak yardım toplarken, topladığı yardımları fakir-fukara’ya dağıtırken hatırlıyoruz. Ama bu defa karşımıza çıkan fotoğraf bildiğimiz Uğur Arslan imajından oldukça farklı. Uğur Arslan dört kadın arkadaşıyla içki masasında. İşte bu fotoğraf gazeteci Vedat Ali Aydın ve Ali Gülen’in yayımladıkları ‘AKP’nin Feneri Böyle Söndü’ adlı kitabın kapağını süslüyor. Arslan, 1997’de Kanal 7’de aynı adla yardım programı sunmaya başladı. Almanya’daki derneğin düzenlediği etkinlikleri de sundu. Türkiye’deki Deniz Feneri’nin 4 yıl başkanlığını yaptı.
’Ben o karede içki içmiyorum’
Halen TV’de ’çöpçatan’ programı sunan Arslan VATAN’a konuştu: ”AKP’nin Feneri Böyle Söndü“ isimli kitabın kapağında fotoğrafıma yer verilmesinden derin üzüntü duydum. İki sene önce Kütahya’da adıma gerçekleştirilen şiir ve imza gününün ardından, organizasyon sahipleri ve ilin ileri gelen ailelerine mensup gençlerden oluşan yaklaşık 100 kişilik bir akşam yemeği düzenlendi. Kapaktaki fotoğraf yemekte hemen her masada aile dostlarım ve hayranlarımla çektirdiğim hatıra fotoğraflarından biridir.”
Gözlerin bantlanması üzücü
“Fotoğrafta ev sahibi beyefendilerin görüntüsü deniz feneri resmi ile kamufle edilip kamuoyunu yanıltmaya yönelik olarak kurgulanmıştır. Aile dostlarım ve davetlilerin ahlâka aykırı bir durum varmış gibi gözlerinin bantlanarak kapatılması ise beni ayrıca üzmüştür. İmâ edilmeye çalışıldığı gibi o masada alkol tükettiğim asılsız ve mesnetsiz bir iftiradır. Zira sigara ve alkol kullanmadığımı beni tanıyanlar bilir. Demokrat bir insanım. İsteyen çay isteyen rakı içer. Şahsıma ve ticarî itibarıma zarar veren bu kitapla ilgili, yayınevi ve kitabın yazarları nezdinde tüm hukukî haklarımı sonuna kadar savunacağımı kamuoyuna duyururum.”
Kaynak: (Vatan)










19 Şubat 2009 @ 11:38
çok çirkin ve yobazca hazırlanmış bir kitap kapağı. masada oturan kadınlara “fahişe” havası mı verilmiş yoksa “içki içen kadın kötü kadındır” mı denmek istenmiş?
“kadınlarla beraber insan gibi içki içen bir erkek allahsızdır” mı demek istiyorlar?
dinine bağlı birinin bu tür görüntülerle mücadele etmesi gerektiğini söylemiyor mu bu tavır?
bu ve buna benzer tutumu gösteren beyinsizler sadece akp’ye hizmet ediyorlar.
22 Şubat 2009 @ 22:37
çok çirkin olmakla birlikte kesinlikle iftira ve düzmece dolu bi haber.Uğur Arslan ın konuşmasını neden başlık atmadınız üüstte başlıkta ver gazı ver gazı millet bişey sansın.Bırakın bunları yaaa Çamur at izi kalsın matığı.Herşey bitti Fakir fukaranın ekmeğiyle de oynayın onlarada yardım edilmesin artık amacınız bu mu?
25 Şubat 2009 @ 19:07
Başlık olayı hit olayı abicim. Öyle başlık atmazsan insanları nasıl aldatıp okutturacan. Burdaki başlığa gelince kaynaktan direk alındığı için (yani kaynak olduğu gibi verildiği için) içeriği ekleyen arkadaşın bi kusuru yok.
Sen yap, ben yapayım, yapışalım.
26 Şubat 2009 @ 15:31
copy paste ettiğim bir haber, ha benim yorumumu da isterseniz eğer, adam gayet medeni bir şekilde oturmuş bayan arkadaşları ile sohbet ediyor. buna vay efendim nasıl oturur deniz fenercisi adam kız arkadaşlarıyla diyen zihniyete ancak gülerim, adamın keyfinin kahyası mısınız, oturur da içer de, yasak mı?
26 Şubat 2009 @ 18:32
Evet medeni bir şekilde oturmuş. Sol kolunu masaya koymuş hafif öne eğilmiş.
Haha espri bi yana medenilik ne abicim yaa? gelin şunu yatıralım masaya da bi tanımlayalım. Bu göreceli bir kavram sanki. Değil mi? Kesin mi? böö
26 Şubat 2009 @ 18:52
medenice oturmak, bir şeyhin dizi dibine çöküp oturmamaktır mesela..
http://turkeyexposed.files.wordpress.com/2008/05/hikmetyar.jpg
26 Şubat 2009 @ 18:54
videolu olarak da görülebilir
http://video.google.com/videoplay?docid=8949615819524037041&q=tayyip
26 Şubat 2009 @ 19:30
Ben başlayayım…
Kent hayatına, kentte yaşayan diğer insanlara ayak uydurabilmiş insanlara denir? Toplum içinde o toplumun özümsediği kaidelere riayet eden ve kendisi de özümseyen insan medeni insandır. Ayrıca kentli anlamına geldiği de söylenir. Kentte yaşayabilmek için kaidelerin olması ve ona riayet edilmesi şarttır. Şimdi biraz açılayım; “Din” kelimesi arapça bir kelime olup Türkçe karşılığı hemen hemen toplum içinde yaşayan insanların o toplum içinde ne şekilde ne tarzda yaşayacağını belirleyen kurallar kaideler bütünür. Bir de arapça da “mü”, “mu”, “me”, “ma”, “mi” ekleri vardır ki bu ekler kelimenin başında kullanılır ve bu ek de hemen hemen “olan” anlamındadır. Yani arapça bir kelime olan ‘müdahil’ dahil olan anlamındadır. Başka örnek verecek olursam… örneğin ‘meskun’ yada ‘mesken’ kelimelerine bakalım. Bu kelimenin yalın hali ‘iskan’ olup ‘iskan’ mekan, yurt, yuva anlamındadır. Bu kelimenin başına ‘me’ eki konulduğunda ise ‘yurt olan’ ‘oturulan yer, oturmalık’ gibi anlama gelir. Sonracıma ‘mükerrer’ kelimesinin kökü ‘kerre’dir. ‘kerre’yi Türkçe’de defa, kez olarak kullanıyoruz. Mükerrer kelimesi ise defalanan, tekrarlanan, tekrarı olan anlamındadır. şimdi bu ek in kelimeye kattığı anlamı öğrendikten sonra biraz başa “din” kelimesine dönelim. Arabistanda bir şehir olan Medine’yi “me-din-e” şeklinde yazıp ekleri ayıralım. Ne demiştik? Arapça olan “din” kelimesinin Türkçe karşılığı toplum içinde yaşayan insanların o toplum içinde ne şekilde, ne tarzda yaşayacağını belirleyen kurallar kaideler bütünür. Burdan yola çıkarak medine kelimesinin “kuralları, kaideleri olan yer” olarak anlamlandırıldığı “medeni” kelimesinin ise kuralları, kaideleri olan yerde yani kentte yaşayan insan olduğu sonucuna ulaşılır. O zamanlar şehir hayatının en yaşandığı yermiş Medine. Ve bu sayede bu şehrinin adının nerden geldiğini de yaşmış oldum bu hikayede.
Konuya döneyim…
Medenilik olgusu yerine ve ortama göre değişen bir olgudur. Yani bulunulan yere ve ortama göre medeni olunur ya da olunmaz. İşte bu yüzden görecelidir.
26 Şubat 2009 @ 19:36
Yukarıdaki anlatımıma dayanarak şunu söyleyebilirim ki “bazılarımız da o linkini verdiğin adama göre medeni değiliz” O’na göre kendisi medenidir biz yobazızdır, bize göre biz medeni o kişi yobazdır.
27 Şubat 2009 @ 09:50
bir yorumdan bir sürü şey öğrendiğim için memnun oldum; iki anlam peşinde değilim; gerçekten de ilgimi çeken bir konuda bir şeyler öğrendim…
“medeniyet” çok çetrefilli bir kavram olabilir gerçekten de; dolayısıyla “medeni” sıfatı da göreceli kabul edilebilir…
ancak gerçekçi olalım, nereden bakarsan bak, “medeni” denilince insanın aklına son gelecek şeydir belki de bir arap şehri? bu bilgisizliğime verilebilir(di ama artık kelimenin etimolojik bilgisine de sahibim) ama kadın görüşlerinden, ifade özgürlüğüne bakış açılarına kadar hiç bir şekilde arap toplumları bana “medeni” gelmez! bir çok kavramsal sorunun çözümü yolunda “kelimenin kökenine inmek” yeterli değildir ve “görece” diye kestirip atmanın (eli kolu bağlamanın) pek işlevsel olmadığını düşünüyorum.
tüm bunların ötesinde “altı üstü bir adamın yanında oturan başka bir adamın bulunduğu bir fotoğraf/video” diye bile kestirilip atılabilecekken, yukarıda yorumlarda bağlantıları verilen görüntüleri gram medeni bulmuyorum…
o türden yaşantı olanağı yok olsun demiyorum, isteyen istediği adamın dizlerinin dibinde büzülebilsin, istediği kıyafette! ana konuda (haber ve kitap) eleştirilen “bir masada karşı cinsten insanların bir arada eğlenmesi” gibi gayet normal görüntülerin bu zamanda “asıl gayrı medeni olan bu olmasın sakın?” tadında yorumlanmasını / yorumlanabileceğini savunmayı ise çok üzücü ve gelecek adına ürkütücü buluyorum.
27 Şubat 2009 @ 12:48
Konu hakkında nasıl düşündüğünüzü ve nasıl bulduğunuzu kendi adınıza yapmanız çok medenice bir şey mesela
“bana göre şöyle, ben böyle düşünüyorum… vs” demeyi öğrenmeliyiz. Aksi takdirde diğer insanlar da bizimle aynı fikirdeymiş gibi gösterip o konuda sanki herkesçe kabul edilen bir kaide varmış gibi yapmak işte bahsettiğim sebeplerden ötürü yanlıştır.
Şimdi şu iki resme bakalım
1 ve 2
resimleri perde arkasına bakmadan (buraya dikkat! “perde arkasına bakmadan” diyorum) sadece görüntü olarak değerlendirecek olursak 1. resimdeki manzara bazılarına ordaki şalvardan, takkeden ve sakaldan dolayı medeni gelmezken 2. resimdeki medenidir. Bazıları için ise de normal olan 1. resimdir. 2. resimde alkol vardır, başı açıklık vardır, bayanlı erkekli eğlenmek vardır.
Şimdi hangisinin medeni sayılıp sayılmayacağı içinde bulunulan toplumun genel yaşantısına göre değişir.(tekrar hatırlatayım ki o resimlerin çekildiği andaki oradaki durum ve yaşananları değil resimdeki salt manzarayı irdeliyorum, yanlış anlaşılmasın)
Kısacası neyin medeni sayılıp sayılmayacağı içinde bulunulan toplumun genel olarak kabullendiği, adetleştirdiği, gelenekleştirdiği kurallara, kaidelere göre, yaşam tarzına göre yani yukarıda bahsettiğim din kelimesinin yalın anlamına göre değişir. Türkiye Anayasasıyla yönetilen bu halkın ne kadar renkli olduğunu biliyoruz. Ne kadar zıtlıklar olduğunu, ne kadar kültür farklılıkları olduğunu… İşte bu yüzden bazı kavramlar anayasaya dahil edilip tanımlanıp kesin bi anlam kazandırılamamıştır. Örneğin ahlak, medenilik, çağdaşlık, modernlik anayasada tanımlanmamıştır. Sana bana göre ahlaksız olan biri yasaya göre ahlaksız sayılamaz. Yasaya göre ahlaksız sayamadığınızdan da bir şey yapamazsınız.
27 Şubat 2009 @ 19:56
Konu hakkında nasıl düşündüğünüzü ve nasıl bulduğunuzu kendi adınıza yapmanız çok medenice bir şey mesela
“bana göre şöyle, ben böyle düşünüyorum… vs” demeyi öğrenmeliyiz. Aksi takdirde diğer insanlar da bizimle aynı fikirdeymiş gibi gösterip o konuda sanki herkesçe kabul edilen bir kaide varmış gibi yapmak işte bahsettiğim sebeplerden ötürü yanlıştır.
Şimdi şu iki resme bakalım
<a href=”http://turkeyexposed.files.wordpress.com/2008/05/hikmetyar.jpg” target=”_blank”1 ve 2
resimleri perde arkasına bakmadan (buraya dikkat! “perde arkasına bakmadan” diyorum) sadece görüntü olarak değerlendirecek olursak 1. resimdeki manzara bazılarına ordaki şalvardan, takkeden ve sakaldan dolayı medeni gelmezken 2. resimdeki medenidir. Bazıları için ise de normal olan 1. resimdir. 2. resimde alkol vardır, başı açıklık vardır, bayanlı erkekli eğlenmek vardır.
Şimdi hangisinin medeni sayılıp sayılmayacağı içinde bulunulan toplumun genel yaşantısına göre değişir.(tekrar hatırlatayım ki o resimlerin çekildiği andaki oradaki durum ve yaşananları değil resimdeki salt manzarayı irdeliyorum, yanlış anlaşılmasın)
Kısacası neyin medeni sayılıp sayılmayacağı içinde bulunulan toplumun genel olarak kabullendiği, adetleştirdiği, gelenekleştirdiği kurallara, kaidelere göre, yaşam tarzına göre yani yukarıda bahsettiğim din kelimesinin yalın anlamına göre değişir. Türkiye Anayasasıyla yönetilen bu halkın ne kadar renkli olduğunu biliyoruz. Ne kadar zıtlıklar olduğunu, ne kadar kültür farklılıkları olduğunu… İşte bu yüzden bazı kavramlar anayasaya dahil edilip tanımlanıp kesin bi anlam kazandırılamamıştır. Örneğin ahlak, medenilik, çağdaşlık, modernlik anayasada tanımlanmamıştır. Sana bana göre ahlaksız olan biri yasaya göre ahlaksız sayılamaz. Yasaya göre ahlaksız sayamadığınızdan da bir şey yapamazsınız.
9 Mart 2009 @ 10:20
uvercinka:sözlerinize 3 aşağı beş yukarı katılıyorum; medeni olma, anlayıştan anlayışa, toplumdan topluma hatta gezegenden gezegene ve galaksiden galaksiye farklılı şekillerde belirlenecek ve yorumlanacaktır. sorun “medeni olmak ne demektir?” gibi bir şey değil ki ama?
asıl konuyu kaçırmayalım: muhafazakar (ve dini kurallara bağlı) imajı veren bir organizyasyonun (deniz feneri),aynı zamanda dolandırıcı bir organizasyon olduğu (ki doğrudur, belgelenmiştir) konusunda yazılan bir kitabın kapağında, “bakın, o kadar muhafazakar ve dinine bağlı görünen bir insan ne hallerde görüntülenmiş” diyen bir fotoğraf kullanılmış.. fotoğraftaki gibi bir durumu (karşı cinsle bir şeyler yeme içme) “ne hallerde” tadında göstermenin, “din’ci” [özellikle öyle yazıyorum] ve muhafazakar bir anlayışın eseri olduğunu düşünmek yanlış değil sanırım?
eğer dertleri, “bakın sizin paranızı karılarla kızlarla yemişler” tadında bir çarpıcı belge (fotoğraf) sunmaksa, ki öyle görünüyor, “gayet normal görülmesi gereken” (çünkü öyle bir ülkede yaşamak istiyorum) bir görüntüyü bu anlamda sunmanın, bilinçli yapıldıysa çok yanlış, üzerine pek düşünülmeden yapıldıysa, çiğlik ve aptallık olduğunu düşünüyorum.
9 Mart 2009 @ 12:08
Her düşüncenize tamam ama ” deniz feneri aynı zamanda dolandırıcı bir organizasyon olduğu (ki doğrudur, belgelenmiştir)…” sözünüze katılmıyorum. Siz de biliyorsunuz ki Bahse konu deniz feneri hakkında henüz bir dava açılmamış ve yargıya varılmamıştır. Almanyadaki deniz feneri ile karıştırıyorsunuz galiba. Savcılık tarafından ilgisi olup olmadığının incelenmesi için de Almanyadan dosya istenmiş ve yenilerde gelmiştir. Türkiye’deki deniz feneri hakkında dolandırıcı olduklarına dair bir hüküm yoktur ve böyle bir hüküm varmış gibi aksettirenler için de deniz feneri dava açmıştır.
Bakınız: http://www.kaynamanoktasi.com/deniz-fenerinden-chp-ve-baykala-tazminat-davasi
Dikkat edin efenim. Hakınızda komuoyunu yanıltıp Türkiye’deki Deniz Fenerini zarara uğratmaktan tazminat davası açılabilir.
9 Mart 2009 @ 13:00
evet, almanya deniz feneri davası sonucu, dolandırıcılık yaptıkları belgelendi, demek istedim.
bununla beraber, kamuoyunun pek okumaya yazmaya hevesli olduğunu zannetmiyorum; kaynamanoktası.com’daki bir habere yapılan üç beş satır yoruma gelene kadar neler yazılıp çizliyor… eğer ki dava falan açarlarsa(!) yanılma ile ayılma arasındaki yedi farkı elimden geldiğince göstermeye çalışırım sanırım:)
10 Mart 2009 @ 00:46
Yolsuzluk olduğuna dair iddia var ama bu iddiadan öteye yani Savcılığa suç duyurusunda bulunmaya gidilmiyorsa bence bu şu demektir. “iddia edenlerin kendileri de emin değildir” Madem bu konuda yarana basmışlar gibi avaz avaz bağırıyorsun, madem rahatsızlık duyuyorsun git şikayet et kardeşim. Bakın harbi adam nasıl şikayetçi oluyor (misal bu haberin asıl konusu). Bu “çamur at izi kalsın”dan başka bişe değil.
Bu arada “deniz feneri aynı zamanda dolandırıcı bir organizasyon olduğu (ki doğrudur, belgelenmiştir)…” sözünüzü “almanya deniz feneri davası sonucu, dolandırıcılık yaptıkları belgelendi, demek istedim.” sözlerinizle düzeltmeniz gerçekten mertçe ve dürüstçe bir davranış. Takdir ediyorum efenim.
saygılar..
10 Nisan 2010 @ 09:11
sigara içmediğini söylemişin peki ben senin en az 50 konserinde parlement sigarası aldım aradaada malbro acaba bu sigaraları sen değilde hayaletlermi içti hatta içerken çok gördüm …..ayıp bari yalan söyleme uğur kabullen sana yardım istemeye gelen insanları nasıl oyalayıp başından sağdığını