CHP’nin çarşaf açılımı (ya da kapanımı!)

Pts, Ara 1, 2008

Manşet, Siyaset, Türkiye

CHP’nin çarşaf açılımı (ya da kapanımı!)

Gülay Göktürk / 28 Kasım 2008 / Bugün Gazetesi

Fazla uzadığının farkındayım. Ama ’ın “ açılımı” üzerine birkaç söz de ben söyleyip konuyu kendi açımdan kapatmak istiyorum.

Genel Başkanı’nın bu şaşırtıcı değişimin gerekçelerini açıklarken söylediği sözlerin hiçbir tutarlılığı yok, aslında hiçbir önemi de yok. O yüzden bu sözlerle polemiğe girecek değilim.

Bunu zaten Oral Çalışlar dünkü köşesinde yapmış. Ben birçokları gibi, politikacıların davranışlarını “samimiyet” kriterine göre değerlendirebileceğimizi düşünmüyorum.

Bence bu son derece sübjektif bir kıstas ve kimsenin kafasının içini okuma imkanımız olmadığına göre hangi politikacının hangi politikasında ne kadar samimi ne kadar gayrı samimi olduğu gibi değerlendirmeler her zaman spekülasyon olarak kalmaya mahkumdur.

Zaten bunun bir önemi de yoktur, zira politikacılar genellikle kendi arzuları ya da “öz-hakiki” fikirleri doğrultusunda değil, siyaseten doğru buldukları doğrultuda davranırlar.

Baykal, bu atağı tecrübeli bir olarak, elbette bir hesap kitap sonucu yapıyor; dolayısıyla bu hesabı kitabı anlamaya çalışmak, onun samimiyetini anlamaya çalışmaktan daha önemli. İki ihtimal var:

Birincisi, Baykal’ın bu çıkışının yerel hedefli bir kandırmaca denemesi olması, geçtikten sonra da sanki o sözler hiç söylenmemiş gibi ayni çizgide devam edilmesi. Baykal bunu daha önce de yaptığı için tekrar yaparsa doğrusu hiç şaşırmayız.

İkincisi ise, bu atağın parti politikalarında daha ciddi, daha uzun soluklu ve gerçek bir açılımın startı olması… İkinci ihtimalin doğru olması durumunda, Baykal Türkiye siyasetindeki güçler dengesine ilişkin yeni bir durum tahlili yapmış ve çizgisini de bu yeni durum tahlililine göre değiştirmiş demektir.

Biraz açmaya çalışırsak; ’ın CHP’si, özellikle 28 Şubat’tan bu yana politik çizgisini her türlü değişim talebinin karşısında konuşlandırdı, bütün temel konularda demokratik açılımların önüne dikildi, devlet içindeki en gerici mihraklarla ağız birliği içinde üzerindeki askeri vesayetin en kararlı savunucusu oldu. Kabul etmek gerekir ki, bu çizginin “ pazarında” belli bir müşterisi; bir kitle temeli vardı.

Yani CHP siyasi yelpazede somut bir boşluğu dolduruyor, belli bir temsil kabiliyeti taşıyordu. Temsil ettiği kesimin gücünün onu hiçbir zaman iktidara taşımaya yetmeyeceği açıktı. Ama iktidara gelmek ya da iktidardan pay kapmak için bel bağlanan asıl yöntem seçim değil de ara rejim umutları olunca bunun pek bir önemi kalmıyordu. Önemli olan, değişime karşı direnen güçlerin siyasi adresi olarak varlığını sürdürmesi ve zamanı gelince fırsatı değerlendirerek -devletin en sadık partisi sıfatıyla- iktidardan pay kapmayı becermesiydi.

Eğer bugün Baykal’ın konusunda yaptığı çıkış gerçek bir ise, yani arkası gelecekse; bunun sebebi CHP liderinin olağanüstü koşulların yarattığı fırsatlarla iktidar kapılarının açılması umudunun hayli zayıflaması olabilir. On yıldır sürdürülen gerilim politikalarının, rejim kavgalarının, Cumhuriyet mitinglerinin, Cumhurbaşkanlığı krizlerinin, kapatma davası denemelerinin sonunda gelinen noktada ara rejim umutları sönmüş; Türkiye’nin artık darbeler ve yarı darbeler dönemini geride bıraktığı kanaatine varmış olabilir.

Böyle bir durum tahlilinin doğal sonucu, sil baştan yapmak ve kitle tabanını genişletmek için yeni politikalara yönelmektir ve belki de Baykal şimdi buna çalışmaktadır. Yıllardır izlenen halk karşıtı çizginin revizyonuna başlamak için en uygun nokta da hiç şüphesiz türbandır.

Tabii hemen belirtmek gerekir ki, ikinci ihtimal iyi ihtimaldir. Türkiye’nin demokratikleşme sürecini hızlandıracak, siyaseti normalleştirecek olan bir gelişmedir. Ama birinci ihtimal doğru olsa, yani çarşaf açılımı sadece yerel seçim yemi olsa bile, yine olumlu sonuçlar doğuracaktır.

Baykal’ın bu davranışı parti içinde geri dönüşü olmayan bir süreç başlatmıştır. Şimdiye kadar yasakçılığı içine sindiremeyen ama parti içindeki hakim söylemin etkisiyle sinmiş bulunan on binlerce partili, Baykal yarın öbür gün çark etse bile konuşmaya devam edecektir. Bundan böyle yasakçılığı konusunda CHP asla “tek sesli” bir parti olmayacaktır. Yani Türkiye her iki ihtimalde de kârdadır.

http://www.bugun.com.tr/yazar.asp?yaziID=47088

karikatürler: Salih Memecan / BIZIMCITY

, , , , , , , , , , , , ,

Yazar:

- 12 yazı Kaynama Noktası.


2 Yorumlar

  1. Uzunkavakdibindeyataruyur der ki:

    Vaaay, Tayyip yalakası Bugün Gazetesinin yalama rekortmeni Gülay Hanımın pek bir gücüne gitmiş. Din üzerinden siyaset yapmanın sadece kendilerine müstehak olduğunu alenen söylemekten de kaçınmamışlar. Aferin, taşıyın bunları böyle manşetlere de alem ne mal olduklarını görsün..

  2. irfy der ki:

    Yani önceden din sömürüsü diye bağrışan CHPnin “yapılacaksa din sömürüsünü de en iyi biz yaparız” dediğini kabul ediyoruz di mi?

    Zaten son kurultay öncesi afişler de ne demişlerdi?:
    “Din de bizim devlet de bizim millet de bizim”
    bkz: http://ulusozluk.com/k/din-de-bizim-devlet-de-bizim-millet-de-bizim

    Tek parti zihniyeti işte, herşey onların, herkes onların. Büyük Şef sen bizim herşeyimizsin!

Yorumunuz nedir?

Additional comments powered by BackType