Televizyonda tartışma programı yöneten biri olarak, farklı görüşten konuklara adil davranma zorunluluğunu ve ateşli bir tartışmada eşit süre ilkesine sadık kalmanın zorluğunu iyi biliyorum.
Bu gözle, Gazze oturumunu Davos’un resmi sitesinden bir kez daha, dikkatle izledim. (http://gaia.world-television.com/wef/worldeconomicforum_annualmeeting2009/default.aspx?sn=7017&lang=en)
Gözlemlerimi aktarayım:
Planlı bir çıkıştı
1) Paneli Türkiye istemiş. Erdoğan’ın hem dünyaya hem de “içeriye” yönelik bir çıkışı önceden planladığı anlaşılıyor.
2) Oturumu, Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Schwab’ın yönetmesi planlanmış. İki gün önce Ignatius adı ortaya çıkmış. Türkiye itiraz etmiş, ama üstelememiş. Erdoğan’ın ilk hatası, hakkaniyetinden emin olmadığı bir moderatörle yola çıkması…
3) İkinci hata; süre… Böyle netameli bir konu ve önemli konuklar için 1 saat, çok az…
4) Genelde âdet, konukları ilk turda kısa konuşturmak, ikinci turda birbirlerini yanıtlamaları için yeniden söz vermektir. Moderatör öyle yapmadı; ilk turda uzun konuşmalarına fırsat verdi; tartışmaya zaman bırakmadı.
Süre hesabı yanlış
5) Erdoğan, moderatörü haşlarken “Peres 25 dakika konuştu, ben 12 dakika konuştum” demişti.
Kronometreyle ölçtüm. Durum şu:
Ban Ki-moon 7 dakika 20 saniye konuşmuş.
Erdoğan 16 dakika konuşmuş.
Amr Musa 12 dakika 45 saniye konuşmuş.
Peres 21 dakika konuşmuş.
Yani Erdoğan kendi konuşma süresini olduğundan 4 dakika az, Peres’inkini ise olduğundan 4 dakika çok söylüyor.
8 tane “One minute”
6) Peres’in kendisini eleştiren diğer 3 konuşmacıya birden cevap vermeye çalıştığı düşünülürse bu süre adil sayılır.
7) Oturum tam 1 saatte tamamlanıyor. Moderatör, “Bu tartışma gece boyu sürebilir” diyerek kapatırken, Erdoğan söz isteyince, koluna dokunarak (evet, ilk o dokunuyor) engellemeye çalışıyor. Bunun üzerine Erdoğan da onun kolunu tutarak “one minute”lere başlıyor. Ve 8 kez (saydım; tam sekiz kez) “Bir dakika” diyerek söz istiyor.
Ama “1 dakika”da kalmıyor. 1.5 dakika konuşup önündeki kâğıtları açınca, moderatör “Süremiz doldu” diye uyarıyor. “Sözümü kesmeyin” diyor
Erdoğan ve 2 dakikayı buluyor. Ignatius’un eli o zaman omuza konuyor. Erdoğan bu kez ona patlıyor. Ve 3 dakika sonunda duruyor.
Tercümedeki eksik
9) Gelelim asıl sürprize:
Bandı İngilizce izleyince simültane tercümanın belki telaştan, belki diplomatik bir skandala engel olmak için bazı sert sözleri atladığı ya da dozunu düşürdüğü anlaşılıyor.
Mesela Erdoğan Peres’e, “Sesin yüksek çıkıyor. Sesinin çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisiyledir” diyor. Çeviri şöyle:
“Çok güçlü bir sesiniz var. Belki de kendinizi biraz suçlu hissettiğinizden sesiniz güçlü çıkıyor.”
Erdoğan’ın “Siz insan öldürmeyi iyi bilirsiniz” sözü tercüme edilmemiş.
“Benim için Davos bitmiştir” sözü de…
Dolayısıyla, Peres ve Türkçe bilmeyen dünya, Erdoğan’ın diklenişini bizimle aynı dozda hissetmemiş.
10) Son bir gözlem:
Erdoğan paneli terk ederken Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa onu ayakta tebrik ediyor, sonra da peşinden gitmeye teşebbüs ediyor. Tam gidecekken BM Genel Sekreteri’nin “Gel otur” işaretiyle koltuğuna dönüyor.
Futboldaki gibi, bazı pozisyonlarda kimin kime faul yaptığı, hakemin nerede şaştığı, bandı başa sarıp yeniden izleyince daha iyi anlaşılıyor. (MİLLİYET)










3 Şubat 2009 @ 22:35
şakşakçıların okuması dileğiyle.
3 Şubat 2009 @ 22:38
Bunun planlı olmayıp da “Yeter artık, tak etti canımıza!” çıkışı olduğunu düşünmek Polyanna’lık olur zaten.
3 Şubat 2009 @ 22:45
Şimon Perez Türkçe bilseydi, şimdi savaştaydık.
4 Şubat 2009 @ 07:16
O anda tam çevrilmiş olmayabilir ama İsrail ve Dünya basını hiç mi Türkiye gündemini takip etmiyor? Yazılan çizilenleri görmüyorlar mı? Kendinizi kandırmayın.
4 Şubat 2009 @ 07:27
Başbakan’ın ingilizce bilmemesinden bütün bunlar Enes, dil bilecekti, kendi diyecekti hepsini. Yoksa mütercimin ne kabahati olabilir ki? Bütün suç başbakanın.
4 Şubat 2009 @ 07:35
Bir ülkenin İngilizce bilmeyen başbakanı olmamalı, onur kurtarmak değil, aciziyet ve kontrolsüzlük bu durumu yarattı. Ben eş zamanlı CNN International’ı açtım. Oradaki dişlek ve CNN Int’ın en popüler spikerlerinden biri olan adam “Türkiye başbakanı oturumda Davos’a bir daha gelmemek ile tehdit etti, gelmesin, farketmez” dedi alayla. Ayrıca Erdoğan’ı çok iyi yüzlü buluyorum. Ülkesinde katliam yapan Sudan liderini ticari amaçların nedeniyle omuzlarında taşı, Irak’ta ölen milyon insan için sus sonra da …
4 Şubat 2009 @ 07:53
Başbakan Erdoğan’ın, ”Siz insan öldürmeyi iyi bilirsiniz” sözünün, ”Siz insanları öldürüyorsunuz” anlamına gelen ”You kill people” şeklinde çevrildiği, ”Benim için Davos bitmiştir” sözünün de ”Bu olaydan sonra artık bir daha Davos’a geleceğimi sanmıyorum” anlamına gelen ”I don’t think I will come back to Davos after this” şeklinde tercüme edildi
4 Şubat 2009 @ 07:56
Sudan’daki çatışmalar aşiret çatışması, halk oturduğu yerden öldürülmüyor. Irak konusunda hatırlarsanız Tayyip Erdoğan savaşın sıcak olduğu dönemlerde tepkisini belirtmişti. Davos’taki espiri tepkinin etkiselliği ile ilgili.
4 Şubat 2009 @ 08:05
Irak için Bush’a çıkıp “siz insan öldürmeyi çok iyi bilirsiniz” niye denmedi ? Kadınlara Amerikan askerleri tecavüz ederken niye susuldu? Sudan’daki airet çatışması diye susmak mı lazım… o zaman töre cinayetleri için de susalım, ne de olsa töre, ailelerin iç meselesi … lütfen ikiyüzlü olmayalım …
4 Şubat 2009 @ 08:30
Bunlar mahalle kabadayıları değil. Öyle kafalarına göre atıp tutmazlar. Bush Peres gibi bir tutum sergilemedi başbakana. Savaşa tepki ayrı
4 Şubat 2009 @ 08:50
Sizce gerçektende R.T.E ingilizce bilmiyor mu
Güldürmeyin beni. Hapis zamanında mutlaka ama mutlaka öğrenmiştir. @ipek son yazdığında haklısın ama ülkemizde konuşulabilecek ve konuşulamayacak konular vardır.
. Erdoğan 2 ses çıkardı 1 hafta gündem oldu. 12 askerimiz şehit oldu. 2 gün toplamda 30 dakika haber oldu. Bu davos mevzuğuda öyle. Bence şu anda bişiler oluyor ve gündem değişikliğinden farketmiyoruz.
4 Şubat 2009 @ 09:07
Birşey değil belki çok şey oluyor ve biz batı medeniyetlerine değil, kendisini bile toplayamayan, cahil, gelişmemiş, demokrasiden uzak doğuya yaklaşıyoruz. Sanıyor mu herkes biz doğuya yaklaştıkça biz de demokrasi olduğu gibi kalacak ? Erdoğan’nın elinde olsa bütün alehtar gazeteleri kapatır, insanları hapse tıkar … şimdi de başlamadı mı zaten ?
4 Şubat 2009 @ 09:23
Arman Üstad, çok haklısın, gündem değiştirme konusunda AKP hükümetinden başarılı bir başka iktidar gelmedi bu ülkeye. Halkı galeyana getirecek bir karar mı alınacak veya yüklü zamlar mı yapılacak hemen ortalığı karıştıracak başka bir senaryo oynanıyor. Yurt dışında kitleleri sokağa dökecek kararlara kimsenin sesi çıkmıyor böylece. Yanarım yanarım Yunanistan kadar olamadığımıza yanarım..
4 Şubat 2009 @ 09:42
Batı medeniyetini tanıyor musun? Biz ne batıya nede doğuya sığdırılabilecek bir konumdayız. Erdoğan neden alehtar gazeteleri kapatsın? Ben gazeteciyim. Doğan medyanın ne kadar yalan haber yaptığını, olayları çarpıttığını biliyor musun? Erdoğan sadece bu gazeteleri beslemeyin diyor, tepkisini dile getiriyor. Herkesin bu tepkisini dile getirebilir. Çeteleri çökeltmek, darbeleri önlemenin neresi kötü? Yanlı düşünüyorsunuz. Ben ne desem sizin Erdoğan’a bakışınız objektif olmayacak. Yanılıyorsam düzeltin lüften.
4 Şubat 2009 @ 09:55
Mügen Hanım evet doğru diyorsunuz AKP kadar başarılı olmamıştı hiç biri gündem değiştirmede. @Enes, çeteleri çökertmekten kastın nedir? Ergenekon mu? Sen böyle bir çete gördün mü hayatında? Devlet görevlilerinin bir çoğunun içinde oluğu çete. Pardonda bu çeteleri kim kurdurmuş? Kim müsade etmiş? Devletin izni olmadan yoldaki insanın su içebileceğine inanıyor musun?
4 Şubat 2009 @ 14:33
ffciler bulundukları çukur içinden seslerini duyurmak için wrzl’ın megafonunu kullanmakta
Oralarda kaç kişi görüyor ve okuyor bunları?
4 Şubat 2009 @ 15:31
Bende şu yandaş medyanın birçok belgeyi belgenin muhattabından önce nasıl elde ettiğini merak ediyorum ??!!!, bir gizli devlette orada çalışıyor, dilerim birgün de biri onlara el atar, kimbilir kimlerin ipi meydana çıkar !!!…. tencere dibin kara seninki benden kara hikayesi bu …
4 Şubat 2009 @ 15:33
Bir de örtbas edilen, diğer tabiri ile “gündem kapattırılan”, şu Deniz Feneri olayı var
:):) şaka gibi … gülesim bile gelmiyor ….
4 Şubat 2009 @ 15:35
@Enes Reyhan şu an devlet içinde öyle farklı bir çeteleşme daha var ki … insanın aklı hayali durur. Biri şu “dokunulmazlıları” kadırsa valla ben girişeceğim olaya. Ama sıkıyor, R.T.E bile kesin ağzı açık kalır dönenleri duysa …
4 Şubat 2009 @ 15:36
istihbarat içerisinde yıllar önce başlayan hesaplaşma devam ediyor… fettullah gülenin 90 larda kurduğu kadro şu an iktidara doğru acımasızca ilerliyor…
4 Şubat 2009 @ 15:36
ne dediyse çevirdik diyorlar : http://www.bktd.org/davos.php
4 Şubat 2009 @ 15:57
yani saniyeleri sayıp, dört dakika eksik-fazla hesabı yapmak mıdır olay? can dündar’dan daha derinlikli bir yorum beklerdim konu ile ilgili.
4 Şubat 2009 @ 16:03
@arman, evet devletin izni olmadan bu çapta bir çete olamaz. devletin izni ile kurulmuş şimdi de devletin izni ile tasfiye ediliyor. dikkat “devlet” diyorum “hükümet” demiyorum. türkiye de devlet hiç bir zaman sadece hükümetten ibaret değildir.
4 Şubat 2009 @ 16:06
bir de yıllarca soner yalçın gibi yazarların kitaplarını okumuş, türkiye yakın tarihini okumuş, dostlar arasında derin devlet muhabbeti yapmış insanların şimdi “ergenekon ne demek çok saçma ” demelerine üzülüyorum. akp ideolijisine ölümüne karşı olmak gerçeklere gözlerimizi kapatmamızı gerektirmiyor. bir iki adım geri çekilip objektif olmaya çalışsak…
4 Şubat 2009 @ 16:10
@Zekeriya , hükümetler konusunda genel bir fikir beyan edeyim. Hükümet halkın huzurunu sağlamak ve yönetimi sağmakla görevlidir. Bu yüzden hükümetleri sözde halk seçer
. Her ülkede gizliden çalışan servisler olduğu gibi, her ülkenin en büyük baronları genelde büyük iş adamlarıdır. Türkiye’de R.T.E sadece bir sözcü
. Tek güç olmak için uğraşsada ihtimal vermiyorum.
4 Şubat 2009 @ 16:15
@arman, türkiye’de mevcut anayasa ile en optimum durumda bile çok başlı bir hükmetme sistemi var. türkiye’de ergenekon gibi bir operasyonu belirli güç odaklarının onayı olmadan zaten yapamazsınız. değil %47 %90 oyla gelseniz de yapamazsınız. sadece hükümet olmakla yapılabilecek bir şey olduğunu düşünmüyorum ben. bu yüzden de kesinlikle yok sayılabilecek işler değil bunlar.
4 Şubat 2009 @ 16:34
@Zekeriya : İllaki yok sayılabilecek işler değil ama birde işi şu şekilde düşünmek lazım, bu adamlar daha öncede hükümettelerdi. Neden o zaman ortaya çıkartmadılar ergenekon’u? Tuncay Güney o zamanlar yokmuydu? Burada yanlış olan ülkenin menfaatine kurulan teşkilatlanmalar ülkenin zararına olmaya başlayınca yok edilmeye başlamaları değil, o teşkilatlanmaları terörist sıfatıyla yok etmektir. Ve her bir ergenekon dalgasının altından sinsice bir zam, bir vurgun çıkmakta. Yani ergenekon’un artık ülkenin >>
4 Şubat 2009 @ 16:36
menfaatine çökertmiyorlar. Artık tamamen kendi hareketlerini sessizleştirmeye çalışıyorlar. Ne tür dümenler döndüğünü veya o dümenleri kimin döndürdüğünü veya kime doğru döndüğünü bilemeyiz. Bilemeyeceğiz de. Kendi içlerinde bile öyle koordine durumdalar ki o yüzden asla ana kişiler ortaya çıkmayacaktır. Çıkmasında. Çünkü bir numaranın ortaya çıkartılması demek yerine başka bir numara gelmesi demektir. Ona alışmakla uğraşmayalım
4 Şubat 2009 @ 17:20
Yormayın beni. Hükümetle İngiltere birlik olup Rus yanlısı ulusalcıları tasfiye ediyor + Kemalizm ile hesaplaşıyor + Darbelerin rövanşını alıyor. İyide yapıyor. Siz buna Osmanlı geri dönüyorda diyebilirsiniz.
4 Şubat 2009 @ 17:28
Tarihin Osmanlı sayfalarında İsrail devleti yoktu. R.T.E için geri sayım başladı.
4 Şubat 2009 @ 18:05
Yanlis mi biliyorum osmanlida yonetimde asiri dinci politika hic yoktu( yanlissa duZeltin) o yuzden osmanli donmuyor ben buna. Mhp nin yillardir yapmak istedigi turancilik politikasi gozuyle bakiyorum
4 Şubat 2009 @ 18:14
Osmanlı’nın geri dönüyor olmasının ‘iyi’ olan yanını anlayamadım açıkçası.
4 Şubat 2009 @ 18:26
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=gulu%20gulu%20dansi
4 Şubat 2009 @ 18:28
@Murat: Türk siyasi tarihinden ne iğrenç adamların gelip geçtiğini, hala da gelip geçiyor olduğunu hatırlattığın için teşekkür ederim. Gulü gulü gulü…
4 Şubat 2009 @ 18:32
@Arman ‘R.T.E ingilizce bilmiyor mu?’ yorumuna katılıyorum son darbe zamanı erbakan bu adamları sokaklara salmadığında mutlaka bi’şeyler öğretmiştir. Ben de turancılık politikasının ırkçılıktın ne farkı olduğunu anlamıyorum. Birileri bana yanlış anlattı yada gerçekten ırkçılık!
4 Şubat 2009 @ 18:32
Zekeriya Koç ve Enes Reyhan ‘ın olayların arkasında hükümet değil “DEVLET” var söylemlerine katılıyorum. İnsanlardan da bu ihtimali arasıra düşünmelerini rica ediyorum (haddime değil ama) Ben yandaşlarımı beslemek, iktidarımı sürdürmek en azından partimi, kendi varlığımı ayakta tutmak isteyen bir lider olsaydım, bu sürecin benim dönemime denk gelmesinden çok rahatsız olurdum. Çünkü ülkede ciddi değişiklikler olursa o dönemin bütün aktörleri bir şekilde değişecektir.
4 Şubat 2009 @ 18:33
bu aslında bir kesimin ana özlemini açıkça ortaya koyan bir söylem. Zaten biz bu Osmanlı söyleminde kopuyoruz. Osmanlıyı özleyenler ve özlemeyenler.
4 Şubat 2009 @ 19:32
Arap milliyetçiliği denen bir olay vardır ve bu müslümanlığın yayılması döneminde sık sık dinin önüne bile geçmiştir. Bizimkilerde de buna paralel bir arap özentisi. Belki de R.T.E. eşinin arap kökenli olmasındandır duygusal yaklaşımlar.
4 Şubat 2009 @ 19:38
Araplara özenmek konusunu biraz daha açabilir misiniz ? Bir de Osmanlı’ yı özleyenler Osmanlı’nın padişahını mı özlüyorlar gerçekten ?
4 Şubat 2009 @ 19:39
Osmanlı’nın padişahından başka neyi varki?
4 Şubat 2009 @ 19:44
Vardır diye tahmin ediyorum:) Sadece kaba kuvvetle 3 kıtaya hükmedilmez diye düşünüyorum. Ancak ilköğretim tarih kitaplarından çok da fazlasını okumamış biri olarak, bunların neler olduğunu madde madde buraya yazamıyorum, bir yazan çıkar belki
4 Şubat 2009 @ 19:50
Valla yok malesef. Oligarşi işte bildiğin. Kırım Savaşı itibariyle fişi çekilmiş bir şekilde, bankerler doldurulmuş ülkeye. Sonrasını biliyoruz zaten.
4 Şubat 2009 @ 19:56
Osmanlının padişahı derken osmanlının gücü anlamında sembol olarak kullandım ama tahmin ettiğim gibi eksik anlaşılabileceğinden dolayı “Osmanlı’nın gücü 16yy da kaldı.” diye ekledim.
4 Şubat 2009 @ 19:57
Araplara özenmek : Müslümanlığı araplar tarzında yaşamak
4 Şubat 2009 @ 20:09
Onur; Tabi Osmanlı’nın sonunu getiren sebepler arasında bu söylediğiniz şeyler de var buna çok başka şeyler de eklenebilir hatta, ilaveten işin oligarşi kısmına gelince o zamanlar oligarşik olmayan devlet yoktu 21. yy’da belki oligarşik düzen bir çeşit zulum rejimi olabilir ama siz de biliyorsunuz ki o zamanlar bütün dünya devletleri bir çeşit oligarşi ya da monarşi ile yönetiliyordu yani Osmanlı’ yı ayrıca ayıplamanın bir anlamı yok.
4 Şubat 2009 @ 20:12
Kaldı ki ergenekon davasını destekleyen bir çok insan, bizim cumhuriyetimizin de gizli (kimine göre aşikar) bir oligarşi ile yönetildiğini düşünüyor ki burada işaret ettiğim seçilmiş herhangi bir sağ ya da sol hükümet değil. Düşünmeseler bile bilinçaltlarında bir yerde öyle bir kanı mevcut.
4 Şubat 2009 @ 20:15
Söylemek istediğim adı Osmanlı olur ya da katil Amerika olur, herkesten öğrenebilecek ve geleceğe umutla bakmamızı sağlayabilecek bişeyler bulabiliriz. Osmanlı, çok geniş bir coğrafyaya uzun yıllar hükmedebilmiş olması ve genetik olarak bizim atalarımız olması sebebiyle -en azından- yönetici, lider kabiliyetleri açısından örnek alınabilecek listesinde ön sıralarda gelmesi çok abes bir durum değil.
4 Şubat 2009 @ 20:19
Kaldı ki İpek Hanım’ ın da dediği gibi Osmanlı’ nın görkemli günleri biryerden sonra bitmiştir ve Osmanlı’ nın bozuk halini kendimize örnek almanın da hiçbir anlamı yoktur. İslam’ı Arap gibi yaşamak tarifinin yine çok genel olduğunu düşünüyorum, biraz daha açıklamaya çalışmak istenmeyen atışmalara sebep olabilir. Onun için pek de girmesek o konuya iyi olabilir. Herkese sevgiler
4 Şubat 2009 @ 20:20
Biz Osmanlıyı ayıplamıyoruz, Osmanlı İmparatorluğu gibi geçmişten gelmekten gurur duyuyoruz ama geçmişe de özlem duymuyoruz. O sayfa kapandı. Demokrasinin hakim olduğu bir dünyada, demokrasiden çok uzak memleketlere meyillenmek hatadır. Oradaki halkların kahramını olmak bana hiçbirşey ifade etmiyor. Orada halk koyun, arap liderlerden gık çıkmıyor.
4 Şubat 2009 @ 20:23
“Onur” meselesine gelince, kusura bakmayın benim onurum bu kadar kontrolsüz ve ingilizce bilmeyen biri tarafından temsil edilmemeliydi. Ne diyebilirim, keşke A.Gül orada olsaydı, en azından kendisini, görüşlerini ingilizce ifade edebilip, moderatöre ingilizce cevap verip, soğukkanlılığını kaybetmezdi. Ülkede şak şaklarsınız ama uluslararası arenada “keskin sirke küpüne zarar” ilkesi geçerlidir, böyle bir kontrolsüzlük sizin siyasi hayatınızı bitiri batıda.
4 Şubat 2009 @ 20:25
@İpek; eğer orada İngilizce konuşan birisi olsaydı bugün Can Dündar böyle bir yazı yazmazdı
Çünkü çevirmeye gerek kalmazdı. Gece 3′te metro açma, yüzlerce bayrak dağıtma plansız o-la-maz. Tayyip işini biliyor.
4 Şubat 2009 @ 20:28
Yahu Tayyip işini bilmez mi? 8 senedir geciken metro açılışı, üstüne doğalgaz indirimi, ‘monşerler’ falan. İçiriyo şerbeti işte.
4 Şubat 2009 @ 20:29
Obama’ya zenciliği, müslüman kökeni için denmedik kalmadı, adam put gibiydi ve soğukkanlılığı ile kazandı. AMa bizim halkımız bayılıyor birileri bağırsın, azarlasın. Ne kadar medeni olduğumuzu sorgulamalıyız şak şaklayacağımıza
4 Şubat 2009 @ 20:29
İpek Hanım, ben “Onur” derken yukarıdaki Onur Gündüz’ ün mesajına cevabıma başlıyordum aslında ama problem değil …
4 Şubat 2009 @ 20:29
Oğulcan’ın dediği gibi bunlar planlanmış şeyler, kendi matbaam olsam 2 saatte o kadar “Davos Fatihi” pankartı basamazdım herhalde
4 Şubat 2009 @ 20:30
4 Şubat 2009 @ 20:34
Ben çok safım değil mi? … iyiki benim gibi saflar var bu memlekette, zaten adam diyor “ben siyasetçiyim”, üstüne üstüne bastırıyor “en büyük pislik benim” diye.
4 Şubat 2009 @ 20:39
@Murat Can matbaayı bırak o kadar adamı gecenin üçünde nasıl evden çıkartıp hava alanına götürebiliyorsun
4 Şubat 2009 @ 20:41
Havaalanına kendisi gitmiştir millet, öyle gaz adamlar vardır kesin. ama pankartları falan orada dağıtıyolardır diye düşünyorum
4 Şubat 2009 @ 20:43
@Onur minareyi çalan kılıfını hazırlar;)
4 Şubat 2009 @ 20:56
http://www.haberturk.com/galeri.asp?src=3&id=126110
4 Şubat 2009 @ 21:04
RTE’dan bundan sonraki performans olarak benzer bir oturumda moderator veya başka bir konuşmacıya yumruk atarak onurumuzu kurtarmasını bekliyorum. Zaten eminim kendisine bütün düyadan oturum teklifleri yağacaktır. İnsanlar RTE üstüne bahse girecekler; küfür mü edecek, el kol hareketi mi yapacak veya yumruk mu atacak? …. ben olsam böyle bir karikatür yapardım. bahişçiler izleyici ve bahişlerini ortaya koyuyorlar , bizimki de ağzımdan tükürükler fışkıra fışkıra, yüzü kıpkırmızı “one minute” diyor
5 Şubat 2009 @ 18:09
recep tayyip bey, zaten kabadayılığının moderatöre olduğunu açıkladı, israile, amerikaya kafa tutacak değil ya
çarketmeseydi keşke, madem yaptın arkasında dur, gurur duyardık hiç olmazsa..