Bu Haber Gazetelerde Yok
‘Yayınlarsanız Türkiye’nin milli menfaatlerinin ağır zarar göreceğini ve patlak verecek sorunun yıllarca başımızı ağrıtacağını bilmenizi rica ederiz’…
Erdal Şafak / Sabah’taki köşe yazısından ilgili kısım.
Yazılanlar – Yazılmayanlar
Gazete yöneticileri bazen de bir haberi milli menfaatler adına yayınlayıp yayınlamama ikilemine düşer.
Bu durum geçtiğimiz hafta bizim de başımıza geldi. Türkiye’yi ayağa kaldıracak, günlerce, hatta haftalarca konuşulacak, dahası dünyada da çok geniş yankılar yapacak bir haberin bilgilerine ulaştık. Hayır siyasetle, siyasilerle uzaktan yakından ilgisi yok. Ekonomik bir konuydu. Daha doğrusu, Türkiye’nin önemli bir ülkeyle ekonomik ve diplomatik ilişkileriyle ilgiliydi.
Son ayrıntıları almak için temas kurduğumuz devletin ilgili birimlerinin temsilcileri ve yine konuya taraf olan ilgili odaların üst düzey yöneticileri gazetemize akın ettiler ve şöyle dediler: “Basın özgür ve bağımsızdır. Yayınlayıp yayınlamamaya sadece siz karar vereceksiniz. Ancak yayınlarsanız Türkiye’nin milli menfaatlerinin ağır zarar göreceğini ve patlak verecek sorunun yıllarca başımızı ağrıtacağını bilmenizi rica ederiz.”
Haberin yayınlanması durumunda ortaya çıkacak tabloyu da ayrıntılarıyla anlattılar.
İnanın, bir dakika bile bocalamadık. Batı’nın saygın gazeteleri, örneğin New York Times, Washington Post, The Times, Le Monde gibi, biz de ulusal çıkarlar adına haberi yok saydık. Sadece yırtıp atmakla kalmadık, belleğimizden de sildik.
Hem sonra, görüp izlediğiniz gibi hiçbir zaman manşet sıkıntısı da çekmiyoruz. Hepsi de birbirinden donanımlı, bilgili, çalışkan, tuttuğunu koparan arkadaşlarımızın sayesinde. Tümüne en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Tek tek hepsiyle gurur duyuyoruz. İyi ki varlar.
Sağlıklı ve mutlu bir hafta dileğiyle…
O Haber, Bu Haber mi?
Nedret ERSANEL’in yazısı
Ermenistan-Türkiye anlaşması kimin planı?
Şükrü Elekdağ Cumartesi günü gazetelere, “AKP’li milletvekillerinin seçimin ardından Ermenistan-Türkiye sınırlarının açılacağını” söylediğini aktardı…
Bu iddia, Elekdağ ile TBMM Dışişleri Komisyonu’nda görev yapan AKP’liler tarafından reddediliyor.
İki ülke arasında yeni bir sürecin başlayacağı, buna yönelik bir anlaşmanın son satırlarının yazıldığı yeni bilgi değil.
Ankara’da bu konuda-hayli zamandır-yoğun spekülasyon var.
AKP İstanbul Milletvekili ve aynı komisyonun üyesi Nursuna Memecan bu aşamayı kısmen doğruluyor; “Görüşmelerde son aşamaya gelindi dedik. Ancak ‘29 Mart seçimlerinden sonra iki ülke arasındaki sınırları açıyoruz’ gibi bir ifade kullanılmadı”.
* * *
Sorun da bu zaten…
Bakü’de, Erivan’da ve Ankara’da, herkes bir anlaşmanın/taslağın olduğunu biliyor.
Bilinmeyen, anlaşmanın “ne” olduğu?
Oysa bu olası anlaşma çok önemli! Bu yüzden içeriği 24 Nisan veya 29 Mart beklenmeden kamuoyuyla paylaşılmalı.
Aynı kaygı Azerbaycan’da da var. Türkiye’nin zaman zaman vurguladığı, “Bakü’nün haberi var” açıklamaları Azeri kamuoyunu tatmin etmiyor.
Gerçek şu ki, Azerbaycan’da bu konuda bir rahatsızlık var ve bu iç politik dengelerde de malzeme yapılıyor. (Azerbaycan’da Çarşamba günü referandum var. İlham Aliyev’e hayat boyu başkanlık getirecek Anayasa değişikliği oylanacak.)
* * *
Şubat ayı ortasında, “Azadlık Radyosu”nun Ermenistan bürosu; Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmek için ‘Dağlık Karabağ şartından vazgeçtiği’ şeklinde bir haber yaptı.
Bu tür haberler Bakü’de sık duyuluyor. Azerilerin şikayet konularından biri de, Ankara’nın gönülleri rahatlacak kapsamlı bir açıklama yapmaması.
Anlaşmanın bilinmemesi bu işte. Genel olarak Azerbaycan’da, Türkiye ile bir sorun olmayacağı inancı hâkim ama kimi siyasetçiler, Ankara’nın böyle bir adım atması durumunda hayli tatsızlık olacağını da söylemekten çekinmiyor.
Bunların içinde; “eğer öyle ise, Türkiye’nin Azerbaycan gibi bir müttefiği ve bölgedeki etkinliğini kaybedeceği” ikazı da var, bu türden bir anlaşmayı gündeme getirenin “Türkiye’de siyasi bedel ödeyeceğini” dillendiren de…
“Türkiye böyle bir şey yapmaz” diyenlerle, “acaba” diyenlerin ortak noktası ise, Ankara’yı Ermenistan’a itekleyenin “Avrupa Birliği” olduğu inancı.
* * *
10 Mart tarihli “Yeni Müsavat Gazetesi”, “Ankara’nın Azerbaycan’ın çıkarlarına ters düşen teklifleri kabul ettiği şeklindeki haberlerin doğru olma ihtimali gittikçe artıyor” diyerek haberine giriş yapmış…
O da aynı dertten yakınıyor. Yani olası anlaşmanın içeriği üzerindeki kalın perdeden.
Daha ikircikli sorular da ortaya atmış; “Söz konusu müzakerelerde kimlerin arabuluculuk yaptığına ve barış planını hangi güçlerin hazırladığına ilişkin açıklama yapılmıyor…”
* * *
Azeri kardeşlerimizin kafasını karıştıran başka gelişmeler de var…
Örneğin, Azerbaycan Dışişleri sözcüsü, “Konu Türkiye’nin iç meselesidir. AKP’nin böyle bir adım atacağına inanmıyoruz” açıklaması yaptı…
Cumhurbaşkanlığı yetkilisi Ali Hasanov ise “Azerbaycan basınını konuyla ilgili yazdıklarından dolayı haklı buluyoruz” dedi!
Görüldüğü gibi bir gariplik var…
Ankara bu açıklamalardan sonra, “Endişelenmeyin, Azerbaycan hükümeti müzakerelerle ilgili bilgilendiriliyor. Bakü’nün herşeyden haberi var” açıklamasıyla gönülleri rahatlatmaya çalıştı ama Azerilerin tatmin olduğunu söylemek zor.
Özellikle halkın.
* * *
Bu arada Azeri basınından yansıyan hayli ilginç bir anektodu da yansıtayım…
Ankara’da, kimi “iktidar temsilcileri” ile konuşan Azeri gazeteciler muhataplarına, “Neden Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı sözcüsü bu türden açıklamalar yapıyor, Azeri hükümetindeki tedirginlik neden” diye sormuşlar…
Aldıkları yanıt beni de duraksattı; “Sorumluluğu üzerinden atmak, iç baskılardan kaçmak ve bu süreçte Türkiye’yi tek suçlu olarak göstermek için.”
Bu cümlelerin anlamı ne?
* * *
Huzursuzluk yaratan başka olaylar da var… Daha doğrusu “dedikodular”!
Ankara’nın Ermenistan siyasetinin, Dağlık-Karabağ sorunu ile ilgili pozisyonun belirlenmesinde rol oynamış önemli bir diplomatın, bu anlaşmada bulunmamak için görevinden ayrıldığı söyleniyor.
İsmini, eski ve yeni görev yerlerini biliyorum ama, ayrılma gerekçesi tam bu mudur kestiremediğim için vermiyorum. Ama adlı adınca dillendiren bazı kaynaklar mevcut.
* * *
Bir diğer spekülasyon, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın son Azerbaycan ziyareti sırasında yaşananlarla, daha doğrusu yaşandığı söylenenlerle ilgili.
Babacan, Cumhurbaşkanı Aliyev’e, Türkiye’nin Ermenistan sınırını açma arzusunda olduğunu söyleyince, görüşme yarıda kesilmiş!
Ali Babacan Cumhurbaşkanlığı’ndan ayrıldıktan sadece dakikalar sonra, Başbakan Erdoğan’ın Aliyev’e telefon ettiği de söylenceye ekleniyor.
Eğer bu doğru ise, yani sınır açılması cümlesi kurulduktan sonra görüşme kesiliyorsa, farklı bir durumla karşı karşıyayız demektir.
Eğer doğruysa!
* * *
Sonuçta yine başladığımız noktaya dönüyoruz…
Ermenistan-Türkiye anlaşmasının parametreleri ne?
Bilinmediği için bunlar oluyor.
Soruyu Azeri meslektaşlar gibi şüpheli notlarla da sürükleyebiliriz; Bu müzakerelerin arabulucuları var mı, varsa kimler veya bu yakınlaşmayı itekleyen ülke ve faktörler ne?
Ama ben yine de “esasın”, yani anlaşmanın içeriğini önemsiyorum…
* * *
Acaba diyorum, bu anlaşmanın maddeleri şunlar gibi olabilir mi?
1) Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki olası tüm çatışma ihtimalleri durdurulsun ve kesin ateşkes ilan edilsin. (Hani zaten sık çatışma yaşanmıyor şu sıralar.) Buradan mâna, süreci etkileyecek bir gelişme karşısında tarafların uyanık olması.
2) Ermeni askerlerinin Azeri topraklarından çekilmesi.
3) Her iki tarafın bugünkü sınırlar içinde birbirini tanıması ve diplomatik ilişki kurulması.
4) Yine iki ülkenin birbirinin içişlerine karışmaması.
5) İki ülkenin birbirinden toprak talebi bulunmaması.
6) Karabağ sorununun ya daha sonraya ya da Minsk Grubu’na bırakılarak, sorunun daha geniş zamanda ele alınması.
7) Ermenistan’a dünyaya açılabilmesi için Türkiye üzerinden kara ve deniz gezişi sağlanması.
8. Trans-Kafkasya otoyolu inşası.
9) Buna bir demir yolu eklenmesi.
Memnuniyet ayrı konu ama, “anlaşma böyle” dense, herkesin merakı giderilir.
Geriye bir tek, “Türkiye-Ermenistan anlaşmasını kimler istiyor” sorusu kalır.
Onu da belki 10’uncu madde çözer…
10) Yukarıda bahsedilen hatlara bir doğalgaz ve petrol hattının eklenmesi!
* * *
Ha, bu arada… Aman bu 10 maddeyi, “Nedret bey sır gibi saklanan anlaşmayı ele geçirmiş” diye okumayın…
Bunlar benim hayal ürünüm.
Yoksa?..
Nerede, ne zaman gördüğümü anımsayamadığıım, eski ve kadük bir anlaşma taslağının maddeleri miydi?
Hatırlayamıyorum ki!










Yorumunuz nedir?
Additional comments powered by BackType